Karşıyaka kamu kurumlarında kadınlar çoğunluğu sağlamış durumda. Kısacası Karşıyaka’da kadının adı var.
Karşıyaka’da kadın kamu kurum yöneticileri 31 Mart seçimlerinden sonra hızla çoğalmaya başladı. Karşıyaka Belediye Başkanlığına seçilen Yıldız Ünsal’dan sonra İlçe Jandarma Komutanlığına Jandarma Teğmen Büşra Koçak, İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğüne Özgür Tağızade, Çocuk Evleri Sitesi Müdürlüğüne Nihal Mikel, İlçe Milli Eğitim Müdürlüğüne Arzu Günaydın’ın atanmasının akabinde Kızılay Karşıyaka Şube Başkanlığına da Tülay Kalıpçıların seçilmesinden sonra kadın yöneticiler çoğunluğu sağlamış oldu.
31 Mart seçimlerinde Karşıyaka’daki kadın muhtar sayısında da belirgin bir artış oldu. Karşıyaka’da 27 mahallenin 11’inin muhtarı kadınlardan oluşuyor.
Ege Telgraf gazetesi Karşıyaka’daki bu güzel yapıyı 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Gününde manşetlerine taşımıştı.
Bana göre 8 Mart, kadınların bir devrim hareketidir. 8 Mart Kadınların erkeklerle eşit haklara sahip olmak yolunda verdiği mücadelenin meşalesinin adıdır. 8 Mart 1857'de, bundan tam 158 yıl önce ABD'de 40 bin kadın dokuma işçisinin, kadın işçilerin işten çıkarılmalarını ve düşük ücret verilmesini protesto etmek amacıyla ilk kez direndikleri ve greve gittikleri tarihtir.
Hepimizin bir kadının eseri ve emeği olduğumuzu unutmamalıyız.
Karşıyaka’daki öyle çalışkan işine yüreğini katan kadın yöneticiler var ki “Elinin hamuru ile erkek işine karışma” Sözünü geçersiz kılar. Bu kadın yöneticilerimizle gurur duymamak elde değil. Bazıları erkek yöneticilere taş çıkartıyor. Bazıları ise emrindekilerin etkisinde. Haliyle böylesi durumlarda komplo teorileri üretiliyor. Emrindekilerin siyasetten daha güçlü olduklarından mı, ellerinde bazı bilgilerin bulunduğundan korktukları için mi, yoksa yetersiz oldukları, hak etmedikleri bir göreve getirildikleri için mi? Gibi delice komplo teorileri yaratılmakta.
47 yıl önce İşletme Fakültesi Personel Yönetimi bölümünde okurken bize görev ve ilişki eğilimli yöneticilerin daha başarılı olduğunu öğretmişlerdi. Koltuğuna yapışan, makam arabasının keyfini çıkaran kadın veya erkek yöneticinin, onu atayan, koruyanın da kurumuna, ülkesine zarar verdiği tartışılmaz bir gerçektir.
Halkla içi içe yaşayan biri, halkın sorunlarını çözmeye çalışan bir halkın hizmetkarı olarak ne yazık ki yöneticilerden değil ama emrindekilere öfkeliyim. Hak etmedikleri görevde oldukları için, onları halkın başına musallat ettikleri için. Bir de çok üzülüyorum güzel yürekli, çalışmaya gönül vermiş yöneticileri halkın gözünden düşürdükleri için. Karşıyaka’da hiçbir kurum hakkında kötü konuşulmasını istemem. Zaman zaman halkın sorularına çözüm bulmak için bir gazeteci, bir vatandaş olarak yöneticilerin mesaisini harcamak yerine emrindekileri aramak istiyorum. O anda telefona cevap verilmeyebilir anlayışla karşılarım, ancak geri dönülmemesini asla af etmem. O makam kimsenin babasından kalma değil, sadece onu oraya getirenlere hizmet etme yeri değil, halkın sorunlarını çözme yeridir. Bunlara önerim Nüfus Müdürü Ertuğrul Öcek, Sosyal Hizmet Merkezi Müdürü Müge Hanay Ünveren gibi yöneticilere danışmaları ve işi öğrenmeleri. Kaymakamımız Sayın Özkan Demir gibi “Karşıyaka ailesinin bir ferdiyim” diyebilmeli.
Sohbetlerde insanlar bana şunu soruyor. “Yılmaz Hocam, buradaki yazdıklarını Karşıyaka’daki yöneticiler, Karşıyakalının oyunu alan siyasiler okuyor mu?” Ben de ‘Kimin okuduğunu bilmiyorum. Çünkü geri bildirimde bulunana daha rastlamadım diyorum.’
Karşıyaka’nın sokaklarını gezmek gerek, halkla oturup konuşmak gerek. Bütün kamu kurum yöneticilerinin ayda bir toplanıp sorunlarının tartışıldığı toplantıları genişletmek gerek.
Mübarek Ramazan ayında benim Karşıyaka’daki ihtiyaç sahibi insanlarıma ramazan kolileri ve alışveriş kartları ile yardımcı olan hayırseverlere minnettarım. Yüce Rabbim bu güzel yürekli insanlarımızın eksikliğini göstermesin.
O kolileri, kartları alıp bana dönenlerin yüzündeki sevinç, Yüce Rabbim o hayırseverlerin yaşamları boyunca yüzlerine yansıtsın, onları darda bırakmasın.
Sonsöz “Yaşanılır bir kent, işine yüreğini katan yöneticilerle mümkün.” Yılmaz Durmaz