Engelli bireyler, hayatın birçok alanında çeşitli zorluklarla mücadele ederken, engelli kadınlar bu süreci daha da ağır koşullarda yaşıyor. Çocuk felci nedeniyle yüzde 90 engelli olan Aysel Cemile Aktan, yalnızca fiziksel engellerle değil, toplumun algıları ve eksik düzenlemeleriyle de mücadele ettiğini söylüyor.
Dokuz Eylül Üniversitesi Muhasebe Bölümü mezunu olan Cemile Aktan, 10 yıl boyunca özel sektörde bankacılık yaptıktan sonra emekli oldu. Emekliliğinin ardından Sosyal Hizmetler ve Çocuk Gelişimi bölümlerini tamamladı. Şu anda bireysel terapist, evlilik ve ilişki danışmanı olarak çalışan Aktan, ayrıca el sanatları ve antik takılar üzerine atölyeler düzenliyor. Ancak eğitim ve meslek hayatındaki başarısına rağmen, engelli bir kadın olarak yaşadığı zorlukların hayatın her alanına yayıldığını vurguluyor.
Sağlık hizmetlerine ulaşımda büyük engeller var
Engelli kadınların en temel sağlık hizmetlerine bile ulaşımda ciddi sıkıntılar yaşadığını belirten Aktan, özellikle kadın sağlığı konusunda yaşadığı sorunlara dikkat çekiyor. “Hastanelerde engelli bireyler için yeterli düzenleme yok. Göz ve diş muayenesi koltuklarından kadın doğum ünitelerine kadar birçok alan engelliler için uygun değil. Mamografi cihazları sandalyede oturan bir kadına göre tasarlanmamış. Hijyen ve kişisel bakım konusunda hiçbir resmi eğitim verilmezken, engelli kadınlar bu sorunları kulaktan dolma bilgilerle çözmek zorunda kalıyor.” Bu durumun akademik düzeyde ele alınması gerektiğini vurgulayan Aktan, üniversitelerde engelli kadın sağlığı konusunda bölümler açılması gerektiğini belirtiyor.
Engelli anneler ve çocukları için kamusal alanlar yetersiz
Engelli bir anne olarak çocuğunu parka götürmek isteyen Aktan, birçok parkın ne engelli çocuklara ne de engelli ebeveynlere uygun olmadığını söylüyor. Kamu kurumlarına erişimde de ciddi sorunlar yaşandığını ifade eden Aktan, engelli bireylerin toplumun yalnızca bir yardım nesnesi olarak görülmesine karşı çıkıyor. “Biz 7/24 engelliyiz. Uyurken, gülerken, yemek yerken, hatta sevişirken bile… Ama toplum, bizi sadece yardıma muhtaç bireyler olarak görüyor. Oysa biz bağımsız bireyler olarak yaşamak istiyoruz.”
“İhtiyaçlarımızı biz belirleriz”
Türkiye’de engelli bireylerin en büyük sorunlarından birinin, bağımsız bireyler olarak kabul edilmemek olduğunu vurgulayan Aktan, iyi niyetin bazen en büyük engel haline gelebildiğini belirtiyor. “Evet, desteğe ihtiyacımız var, ama nasıl bir desteğe ihtiyacımız olduğunu biz belirleriz. Bizi sürekli yardıma muhtaç bireyler olarak görmek, aslında hayatımızı daha da zorlaştırıyor.” Engelli kadınlar, hem fiziksel hem de toplumsal engellerle mücadele ederken, Türkiye’de bu alanda yapılması gereken daha çok şey olduğu açıkça görülüyor.
Muhabir: SEMRA İĞTAÇ