Almanya'da 2024 yılı sonlarına doğru hükümetin çökmesinin ardından 23 Şubat 2025 tarihinde yapılan erken federal meclis seçimleri, birçok siyasetçinin kaderini belirledi.
Seçimlerden Hristiyan Demokrat Birlik (CDU) ve yalnızca Bavyera'da faaliyet gösteren kardeş partisi Hristiyan Sosyal Birlik'ten (CSU) oluşan ittifak zaferle çıktı. Almanya'nın en güçlü ikinci partisi ise her beş seçmenden birinin oy verdiği aşırı sağcı Almanya İçin Alternatif (AfD) oldu.
CDU/CSU ve AfD'nin başarıları karşısında Alman siyasetinin son yıllarına yön veren Sosyal Demokrat Parti (SPD), Yeşiller ve liberal eğilimli Hür Demokrat Parti (FDP) ise sandıkta büyük yaralar aldı. Eylül 2021'de yapılan son seçimlerin sonuçlarıyla karşılaştırıldığında SPD yüzde 9,3 ve Yeşiller yüzde 3 oranında kan kaybetti. Desteğinin yüzde 7'lik kısmını kaybeden FDP ise meclis dışı kaldı. FDP'nin alabildiği oy oranı yüzde 4.3 oldu.
Tüm bu gelişmeler ışığında son yıllarda Alman siyasetinin öne çıkan bazı simalarısiyaset sahnesinden çekileceğinin sinyallerini verdi.
Christian Lindner ve FDP
FDP'nin 2013 yılından bu yana genel başkanlığını yapan Christian Lindner, partisinin yüzde 5 barajını aşıp meclise girememesinin ardından başarısızlığın sorumluluğunu üstlenerek görevinden ayrılacağını açıkladı.
Henüz 23 Şubat akşamı katıldığı televizyon yayınında partisi barajı geçemediği takdirde istifa edeceğini açıklayan Lindner, "Eğer FDP meclisi terk ederse benim de siyaseti terk edeceğim son derece açıktır" sözlerini sarf etti. Lindner, sonuçların netleşmesinin ardından bir tweet atarak siyaset sahnesinden çekildiğini duyurdu.
2021-2024 yılları arasında Maliye Bakanlığı görevini yürüten Lindner, hükümetin çöküşünde de merkezi bir rol oynadı. 2024'ün Kasım ayında Başbakan Olaf Scholz'ün Lindner'i görevden aldığını açıklaması, aslında 2025 sonbaharında yapılması planlanan seçimlerin erkene çekilmesine giden yolun başlangıcı oldu. Kararın ardından FDP'li tüm bakanların kabineden çekilmesiyle hükümet çöktü ve birkaç hafta içerisinde erken seçim kararı alındı.
Lindner geçmişte de Almanların kollektif hafızasında yer eden bir karara imza atarak tepkileri üzerine çekmiş bir isim. 24 Eylül 2017 seçimlerinin ardından Hristiyan Birlik partileriyle girdiği ve başarıyla sonuçlanmasına kesin gözüyle bakılan koalisyon görüşmelerinden tek taraflı biçimde çekilen Lindner'in "Yanlış hükümet etmektense, hükümet etmemek daha iyidir" şeklindeki sözleri bugün hâlâ akıllarda.
Öte yandan Pazartesi günü Lindner ile birlikte son kabinede Adalet Bakanlığı görevini yürüten FDP Genel Sekreteri Marco Buschmann da istifa ettiğini açıkladı.
Partinin önde gelen isimlerinden olan Wolfgang Kubicki ise 24 saat içerisinde yaptığı, birbirleriyle çelişen açıklamalarıyla kafaları karıştırdı. Seçim akşamı sarf ettiği "Gelecek hafta 73 yaşını dolduracağım. Hür Demokratların lideri olarak dört yıl boyunca partinin meclise girmesi için mücadele etmek, benim tüm gücümü ve arzumu aşar" sözleriyle siyaseti bıraktığını açıklayan Kubicki, Pazartesi günü ise partisinin liderliğine aday olduğunu duyurdu. Gece birçok partilinin kendisine mesaj attığını aktaran Kubicki, "partiyi bir arada tutmak ve yeniden motive etmek" için Mayıs ayındaki kurultayda aday olacağını ifade etti.
Robert Habeck ve Yeşiller
Yeşiller partisinin eski iki eş başkanı Ricarda Lang ve Omid Nouripour, 2024 yılındaki kötü seçim sonuçlarının ardından Eylül ayında istifa etmişti. Parti Kasım ayındaki kurultayda Franziska Brantner ve Felix Banaszak'ı eş genel başkanlığa seçmişti. Tüm bu gelişmeler yaşanırken çöken hükümette Başbakan Yardımcılığı ve Ekonomi ve İklim Koruma Bakanlığı görevlerini yürüten Robert Habeck, partisinin başbakan adayı olmuştu. 23 Şubat'ta elde edilen kötü sonuçların ardından Habeck de bundan böyle partisinde üstlendiği yöneticilik görevlerinden çekileceğini açıkladı.
Habeck, adayı olduğu Flensburg-Schleswig seçim bölgesinde ilk sırada gelemedi. Buna rağmen Habeck, partisinin listesinde yer aldığı için milletvekili seçilmeyi başardı.
Seçim akşamı seçim sonuçlarından duyduğu memnuniyetsizliği "Daha fazla oy alabilirdik" sözleriyle ifade eden Habeck, "Bundan böyle Yeşillerin personel tablosunda herhangi bir yöneticilik rolü üstlenmeyeceğim" diye konuştu.
Son kabinede Dışişleri Bakanlığı görevini üstlenen Annalena Baerbock da geçen yıl başbakan adaylığından feragat etmesine rağmen şimdi siyasette aktif bir rol oynamak istediğinin sinyallerini verdi. "Uluslararası gelişmeler durmak bilmiyor. Federal hükümetle iletişim içerisinde, Almanya'daki demokratik partilerin (Ukrayna'da) barış için birlik içerisinde olduğunu açıkça ifade edeceğiz" diye konuşan Baerbock'un partisinin meclis grup başkanlığını üstlenmeye sıcak baktığı da belirtiliyor.
Olaf Scholz ve SPD
Son yıllarda halk nezdindeki popülerliği giderek düşen Başbakan Olaf Scholz, partisinin içinde ve dışında yükselen tüm seslere rağmen başbakan adayı olmayı başardı. Erken seçimlere gidileceği kesinleştiğinde Kasım ayının ortasında, koalisyon hükümetini ayakta tutmayı başaramayan Scholz'ün çekilmesi ve onun yerine Savunma Bakanlığı görevini yürüten Boris Pistorius'un aday olmasına ilişkin çağrılar giderek arttı. Anketlere göre "Almanya'nın en sevilen politikacısı" olan Pistorius'un yerine Scholz'ü aday yapan SPD, seçimlerde tarihinin en kötü sonucunu elde etti.
Pazar akşamı seçim sonucunu "açık bir yenilgi" olarak nitelendiren Scholz, başarısızlıktaki tüm sorumluluğu üzerine aldığını açıkladı. Scholz, koalisyon görüşmelerinde ve kurulacak yeni hükümette herhangi bir rol üstlenmeyeceğini açıkça ifade etti. Almanya'nın son yıllarına yön veren SPD'nin yeni hükümette CDU/CSU'nun küçük koalisyon ortağı olması bekleniyor. Scholz'ün 3 yıl boyunca başbakanlık yaptıktan sonra seçimin galibi Merz'in kuracağı hükümette bundan daha düşük bir görevi üstlenmesine imkansız gözüyle bakılıyor.
Partinin Federal Meclis Grup Başkanı Rolf Mützenich de görevi artık yürütmeyeceğini açıkladı. Partinin eş başkanları Saskia Esken ve Lars Klingbeil, birçok kişinin beklentilerinin aksine istifa etmedi. Parti, tarihi seçim mağlubiyetinin hemen ardından yaptığı açıklamada, Klingbeil'ın yeni dönemde meclis grup başkanlığı görevini üstleneceğini açıkladı.
Aday olmayan isimler
Yeni dönemde federal mecliste artık yüzünü göremeyeceğimiz siyasetçiler de var.
Bunların başında, son yıllarda SPD'nin özellikle de dış politika alanında ön planda olan siyasetçilerinden olan Michael Roth geliyor. 2013-2021 yılları arasında görevde olan Merkel kabinelerinde Avrupa'dan Sorumlu Devlet Bakanlığı yapan Roth, 23 Şubat seçiminden önceki dört yılda Federal Alman Meclisi Dış Politika Kurulu'nun başkanlığını yapmıştı.
Bir önceki meclisin en genç üyesi olan, 2000 doğumlu SPD'li Emily Vontz da yeniden aday olmadı. Vontz, hayatının yeni döneminde üniversiteye yoğunlaşacağını açıkladı.
SPD'nin eski genel sekreteri ve partinin gençlik örgütü Jusos'un eski lideri Kevin Kühnert de artık milletvekili değil. Kühnert, herkesi şaşırtarak siyaseti bıraktığını ve demokrasi mücadelesini meclis dışında sürdüreceğini duyurmuştu.
Son hükümette Gıda ve Tarım Bakanlığı görevini üstlenen Cem Özdemir de milletvekilliğini bırakan isimler arasında. Özdemir, 2026 yılının başında yapılacak olan Baden-Württemberg eyalet seçimlerine, partisinin başbakan adayı olarak girecek.
Son yıllarda Aile Bakanlığı'nda müsteşarlık görevini yürüten Yeşiller partisinden Ekin Deligöz, 26 yıl sonra ilk kez milletvekili adayı olmadı.
Almanya tarihinde federal meclise seçilen ilk siyah vekil olan SPD'li Karamba Diaby de siyaseti bıraktı. Almanya'nın doğusundaki Halle'den üç dönem milletvekili seçilen Diaby, Temmuz 2024'te yaptığı açıklamada, maruz kaldığı ırkçılık, hakaretler ve stres nedeniyle aday olmayacağını açıklamıştı.
CSU'lu Peter Ramsauer, Yeşiller partili Renate Künast ve CDU'lu Nadine Schön ve eski Uyumdan Sorumlu Devlet Bakanı Annette Widmann-Mauz da yeniden aday olmayanlar arasında.
Meclise giremeyenler
Seçimlerde aday olup meclise girmeyi başaramamış üst düzey isimler de mevcut.
Bunların arasında Almanya'da iç istihbarattan sorumlu olan Anayasayı Koruma Teşkilatı eski başkanı Thomas Haldenwang da bulunuyor. Görevinden istifa ederek CDU'dan aday olan 64 yaşındaki Haldenwang, Wuppertal kentinde SPD'nin popüler siyasetçilerinden Helge Lindh'e karşı girdiği yarışı kaybetti. Meclise doğrudan seçilmeyi başaramayan Haldenwang, partisinin eyalet listesinde de yer almadığı için, meclise girme şansını kaybetti.
Scholz'ün sağ kolu olarak bilinen, son yıllarda Başbakanlık Dairesi Başkanlığı görevini yürüten Wolfgang Schmidt de meclise giremeyen isimler arasında. Hamburg'da doğrudan seçilemeyen Schmidt, partisinin listesi üzerinden de meclise girmeyi başaramadı.
Seçim bölgesinde doğrudan seçilmeyi başaramamasına rağmen meclise girebilen isimler arasında Yeşiller'in Eş Genel Başkanı Banaszak, partinin eski Eş Genel Başkanı Nouripour, Sol Parti liste başı adayı Heidi Reichinnek, AfD'nin başbakan adayı Weidel ve CDU'nun Köln'deki adayı Serap Güler de bulunuyor.
DW Türkçe'ye engelsiz nasıl erişebilirim?