Şekerin yalnızca tatlılarla sınırlı olmadığını vurgulayan Dr. Kılıççıoğlu, beyaz ekmek, makarna ve pirinç gibi rafine karbonhidratların kan şekerini hızla yükseltip düşürdüğünü söyledi. Bunun yerine tam tahıllar, kuru baklagiller ve protein ağırlıklı beslenmenin tercih edilmesi gerektiğini ifade etti.
Aşırı tuz tüketiminin elektrolit dengesini bozarak susuzluğu artırabileceğini belirten Dr. Kılıççıoğlu, özellikle hipertansiyon ve kalp hastalarının günlük tuz tüketimini 6 gramla sınırlaması gerektiğini dile getirdi.
Ramazan boyunca dengeli beslenmenin önemine vurgu yapan Dr. Kılıççıoğlu, sağlıklı bir oruç süreci için şeker ve tuz dengesine dikkat edilmesi gerektiğini söyledi.
Kan şekerini dengede tutacak besinler tercih edilmeli
Uzun süreli açlıktan sonra kan şekerinin aniden yükselip düşmesini önlemek için dengeli beslenmenin önemine vurgu yapan Dr. Kılıççıoğlu, Ramazan'da en çok dikkat edilmesi gereken biri, şekerli ve tuzlu besinleri nasıl ve ne kadar tüketeceğimizdir. Öncelikle şekerden bahsedelim. Vücutta yediğimiz birçok şey kan şekerini yükseltir. Yani şekerden kastımız sadece tatlandırıcı içeren besinler değildir. Ramazan ayında kan şekerinin uzun süre yüksek tutulması ve yavaş yavaş azalmasını sağlayan besinleri tercih etmek daha sağlıklıdır. Çünkü yaklaşık 13 saatlik bir açlıktan bahsediyoruz. Bu nedenle kepekli makarna, tam aralıklı çavdar ekmeği, kuru baklagiller, sebzeler, et, yoğurt, ayran ve süt gibi besinler önerilir. Bu besinler kan şekerini daha yavaş yükseltip daha yavaş düşürdüğü için hem şekerin kontrolüne yardımcı olur hem de kişinin açlık hissinin hemen çalışmasını engelleyerek uzun süre tokluk sağlar." dedi.
Diyabet hastalarına özel uyarılar
Şeker hastalarının Ramazan boyunca kan şekerlerini düzenli olarak takip etmeleri gerektiğini belirten Dr. Kılıççıoğlu, "Yüksek glisemik indeksli besinler, yani kan şekerini hızla yükseltip ardından ani bir şekilde düşüren ve kısa sürede açlık hissi yaratan besinler sağlıklı bulunmaz. Beyaz ekmek, makarna, rafine ürünler, patates ve pirinç gibi besinler bu gruba dahildir. Şeker konusunda özellikle diyabet hastalarının çok daha dikkatli olması gerekir. Bu hastaların açlık ve tokluk şeker düzeyleri ile hemoglobin A1c değerleri takip edilmeli ve oruç tutulacaksa ilaç tedavisi konusunda doktorlarına danışılmalıdır." ifadelerini kullandı.
Tuz tüketimi kısıtlanmalı
Fazla tuz tüketiminin elektrolit dengesini bozarak vücudu susuz bırakabileceğini belirten Kılıççıoğlu, "Normalde sağlıklı bireyler için özel bir tuz kısıtlaması önerilmez ancak Ramazan'da uzun süre susuz kalındığı için tuzlu besinlerden mümkün olduğunca uzak durulmalıdır. Özellikle hipertansiyon, kalp yetmezliği ve koroner arter hastalığı olan bireyler için tuz tüketimi daha fazla kısıtlanmalıdır. Bu hastalar için günlük tuz tüketimi 6 gramın altında olmalıdır. Bu miktar, tüm gün boyunca tüketilen yemeklerde, sebzelerde, ekmekte ve diğer besinlerde bulunan tuz da dahil olmak üzere hesaplanır. Halk arasında bir çay kaşığı silme tuz olarak ifade edilen bu miktarın aşılmaması önerilir." diye konuştu.
Sıvı tüketimi hayati önem taşıyor
Ramazan boyunca sıvı tüketiminin de çok önemli olduğunu belirten Dr. Kılıççıoğlu, "Ramazan ayında susuzluk hissinin azalması ve elektrolit dengesinin korunması için sıvı tüketimi de oldukça önemlidir. Günlük 2-2,5 litre sıvı tüketilmesi önerilir. Bunun en az 1,5 litresi, yani yaklaşık 8 su bardağı kadarının sudan oluşması gerekmektedir. Bu hususlara dikkat edildiğinde şeker ve tuz açısından herhangi bir sorun yaşanmayacağını düşünüyoruz."