Arab News: Suriye'de değişen güç dengesi aktörlerin stratejilerini nasıl değiştirdi?

Suudi Arabistan merkezli yayın organlarından Arab News'de terör örgütü elebaşı Öcalan'ın silah bırakma çağrısının ve Suriye'deki son gelişmelerin ortaya çıkarabileceği olası sonuçların değerlendirildiği bir analiz yayınlandı.

Suriye'de değişen güç dengesinin, ABD de dahil olmak üzere, hem bölgesel devletler hem de devlet dışı aktörlerin stratejilerini yeniden değerlendirmesine neden olduğu tespiti yapılan analizde, terör örgütü elebaşı Öcalan'ın “tüm gruplara silah bırakma” çağrısının da İran da dahil olmak üzere tüm grupları kapsadığı ve daha geniş bir bölgesel değişimin sinyalini verdiğine dikkat çekildi.

Analizde ayrıca; tarihsel olarak Suriye'nin PKK militanlarının sığınağı olduğu ve yaşanan son gelişmelerin artık PKK'nın Irak'taki varlığını da etkileyeceği tespiti yapıldı.

İşte Arab News'de yayınlanan analiz:

Terör örgütü PKK'nın hapisteki elebaşı Abdullah Öcalan geçtiğimiz ay tarihi bir çağrıda bulunarak militan grubunu silah bırakmaya, dağılmaya ve Türk devletiyle on yıllardır süren çatışmaya son vermeye davet etti.

Süreç olumlu ilerlerse, bu sadece Türkiye'nin iç siyasetini değil, aynı zamanda dış politikasını da yeniden şekillendirmek için ülkeye önemli bir fırsat sunabilir.

Peki, bu süreç bölge ve ötesi için ne anlama geliyor?

PKK'nın feshedilmesi çağrısı, PKK'yı Türkiye'ye karşı uzun süre bir araç olarak kullanan dört asırlık Esed rejiminin çökmesinin ardından Suriye'nin yeni bir döneme girdiği bir zamanda gerçekleşiyor.

Tarihsel olarak Suriye, PKK militanlarının eğitim almaları ve Türkiye'ye saldırı düzenlemeleri için önemli bir sığınak olmuştu. Diğer yandan PKK'nın Suriye kolu YPG de Suriye'nin başarısız bir devlet olması karşısında konumunu güçlendirmiş ve Türkiye'yi, Ankara'nın oluşturduğu tehdidi ortadan kaldırmak için çeşitli askeri operasyonlar başlatmaya sevk etmişti.

ABD ve AB PKK'yı terör örgütü olarak tanımlarken, YPG liderliğindeki Suriye Demokratik Güçleri bu kapsamda değerlendirilmedi. Dahası, Washington tarafından 2014'ten bu yana DEAŞ'a karşı mücadelede kilit bir aktör olarak görüldü.

SDG ise, Suriye Arap Cumhuriyeti'ndeki liderlik değişimini göz önünde bulundurarak stratejisini değiştirmek zorunda kaldı. SDG, Suriye'nin yeni güvenlik yapısına entegre olabilmek için yeni Şam hükümetiyle arasındaki sorunları çözmeyi hedefliyordu ve bu gerçekleşti.

Suriye'de değişen güç dengesi, ABD de dahil olmak üzere, hem bölgesel devletler hem de devlet dışı aktörlerin stratejilerini yeniden değerlendirmesini beraberinde getirdi. 

Diğer yandan, bu sürecin başarısı Suriye'nin ötesinde, PKK'nın Irak'taki varlığını da etkileyecek.

Özellikle de Ankara ve Bağdat'ın güvenlik ve siyasi bağlarını güçlendirdiği bir dönemde Irak'ta da benzer sonuçların ortaya çıkması muhtemel. Geçmişte iki ülke arasındaki en ihtilaflı konulardan biri Türkiye'nin Irak'ta PKK'ya karşı yürüttüğü ve Bağdat'ın egemenliğinin ihlali olarak gördüğü askeri operasyonlardı.

Terör örgütü PKK'nın Kuzey Irak'taki Kandil Dağları'nda çözülmesi ve silahsızlanması, Türkiye ile Irak arasındaki güvenlik dinamiklerini önemli ölçüde değiştirecek ve gelişmekte olan ilişkilerindeki temel anlaşmazlık noktasını ortadan kaldıracak.

Nitekim, Kuzey Irak'taki Kürdistan Bölgesel Yönetimi de Öcalan'ın çağrısını memnuniyetle karşıladı ve bunu bölgede istikrarın sağlanmasına yönelik önemli bir adım olarak nitelendirdi.

PKK'nın dağılmasının, PKK'nın ideolojisi üzerine kurulan Kürdistan Özgür Yaşam Partisi'nin 2011'den bu yana Tahran ile ateşkesi sürdürdüğü İran için de etkileri olacaktır.

Öcalan'ın “tüm gruplara silah bırakma” çağrısı, İran da dahil olmak üzere tüm grupları kapsıyor ve daha geniş bir bölgesel değişimin sinyalini veriyor. 

Son olarak; İran geçmişte Türkiye'nin bölgedeki nüfuzuna karşı Kürt grupları kullanmıştı ve PKK'nın bölgedeki varlığının sona ermesi muhtemelen İran'ı Kürdistan Özgür Yaşam Partisi gibi gruplara yönelik stratejisini de değiştirmeye zorlayacak.